Kamera Arkası Özel Haber
Ekranlarda görmeye alışkın olduğumuz karakterlerin ardında, kendi deyimiyle “şanslı” ama bir o kadar da vizyoner bir aktör duruyor. Karadayı’nın Barut Necdet’i, Sakarya Fırat’ın Ethem Tekintaş’ı ve son olarak Kızıl Goncalar’da izleyiciyi ekrana kilitleyen Sadi Hüdayi… Başarılı oyuncu Erkan Avcı ile oyunculuk serüvenini, iz bırakan rollerini ve kariyerinin “kamera arkasını” konuştuk.
“Sahnede Olma İsteği Yavaş Yavaş Birikti”
Birçok oyuncunun aksine Erkan Avcı’nın hikayesi, çocuklukta ayna karşısında alınan anlık bir karara dayanmıyor. Oyunculuk tutkusunun nasıl filizlendiğini sorduğumuzda, bu durumun zamanla şekillenen bir yolculuk olduğunu belirtiyor:
“Direkt ‘oyuncu olmak istiyorum’ anından ziyade bir süreçti. Çok fazla devlet tiyatrosunda oyun izlemeye gitme, oradaki oyuncularla empati kurma, sahnede olma isteği… Yavaş yavaş o birikti aslında. Bu birikim, lise tiyatrosu ile beraber ilk defa oyunculuğa dönüştü. Ondan sonra da artık yapmak istediğime karar verdim. Aslında bir anlık karardan ziyade, bir sürecin sonunda vardığım bir karar oldu diyebilirim.”

Kariyerinde İz Bırakan Roller ve Alternatif Bir Hayat
Her role kendi imzasını atan Avcı, unutamadığı karakterler konusunda kendini şanslı hissedenlerden. “Birçok rolümü çok severek oynadım” diyen başarılı aktörün içinde kendini en rahat hissettiği ve ona çok şey kattığına inandığı yapımlar oldukça net:
- Sakarya Fırat (Ethem Tekintaş)
- Karadayı (Barut Necdet)
- Kızıl Goncalar (Sadi Hüdayi)
- Zenne sinema filmi (Ahmet Yıldız)
Hayatını sahnede ve kamera karşısında var eden usta isme, “Oyunculuk olmasaydı kendinizi hangi meslekte görürdünüz?” sorusunu yönelttiğimizde ise oldukça samimi ve net bir yanıt alıyoruz:
“Büyük ihtimalle baba mesleğini yapardım. Tekstilci falan olurdum herhalde.”
Fotoğraf: Erkan Avcı röportaj görseli / Kamera Arkası arşivi
Röportaj: Şimal Meryem Eraslan
